Posts Tagged ‘Başbakan’

Erdoğan’dan CHP’ye İZBAN göndermesi

Pazar, Mart 6th, 2011

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin en büyük şehiriçi toplu taşıma projesi olan İZBAN’ın açılışında konuşuyor.

Başbakan Erdoğan’ın açılış konuşmasından satır başları ise şöyle;

Türkiye’nin en büyük toplu taşıma ağını oluşturuyor. Ortalama günde 550 bin yolcu taşınacak. Bu sistem ile Alsancak ile Aliağa arası çok kısa mesafeye düşecek. Bölgedeki ulaşım sorunu bu ağın uzantıları ile köklü bir şekilde çözülecek.

Birinci Dünya savaşından sonra bizim en büyük handikapımız ulaşım sorunudur. Mustafa Kemal Atatürk ile arkadaşları ulaşıma çok büyük önem verirken maalesef onlardan sonra bu alana hak ettiği önem verilmedi. İşte bugün yılların ihmalini gidermenin gayreti içerisindeyiz. Temennimiz İzmir’in en kısa zamanda metro ağı ile tanışması.

Türkiye’de ilk hızlı tren seferlerini biz başlattık. İstanbul – Ankara arasını 2.5 saate düşürdük. İstanbul Boğazının altından tüp yerleştirmek suretiyle yaptığımız Marmaray 2013 yılında bitiyor. Ona paralel olarak Boğazda karayolu ile ilgili tüp geçitin temelini attık. İzmir – İstanbul arasında dünyanın en uzun asma köprüsünün temelini attık.

Kara, deniz, hava ulaşımında yaptığımız yatırımlar ile Londra ile pekin arasında önemli bir merkez haline geldik.

İZBAN, hükümetmizin partizanlık yapmadığının ve  birlikte birşeyler yapılacağının çok net göstergesi olmuştur.

Seçim sandıkları açılıp oy dağılımı yapıldıktan sonra sonuçları rafa kaldırıp belediyelere eşit bir şekilde davranıyoruz.

Yaptığımız lobicilik faaliyetleri ile Mersin’e Akdeniz oyunlarını kazandırdık. Şu an Mersin’de 2013 yılına kadar çok ciddi bir çalışma olacak.

İzmir bizim bir yıldız kentimizse bu yıldız şehrimiz her şekliyle çok farklı bir konuma taşımak zorundayız.

780 milyon m2′lik vatan toprakları bizim. doğuda ne varsa batıda o olacak. Bunu başarmak zorundayız. Eğer biz Hakkari ve Şırnak’a havaalanı ve bölünmüş yol inşa ediyorsak ve deniliyorsa yol, havaalanı medeniyettir, o zaman o medeniyeti oraya getireceksiniz, getirmek zorundayız.

Bitirlmeyen Beydağı Barajı’nı biz bitirdik, Göldes projesi ile İzmir’in su sorununu çözdük.


AYRINTILAR GELECEK

HABER 7

Kişi başı milli gelir 25 bin dolar olacak

Pazar, Mart 6th, 2011

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’in Akdeniz’in incisi olarak bugünkünden çok daha farklı bir yerde olabileceğini belirterek, ”Bir Başbakan olarak şunu hep söylüyorum, işin kolaycılığına kaçmayacağız. Vücudumuzu taşın altına sokacağız. Hiç kimse yaşanan sıkıntıları, problemleri sürekli Ankara’ya, hükümete, partizanlığa bağlamasın” dedi.

Başbakan Erdoğan, Ege Sanayici ve İşadamları Derneği (ESİAD) Yüksek İstişare Konsey Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, ESİAD’a ve tüm üyelerine 1992 yılından bu yana İzmir’in, Ege Bölgesi’nin kalkınmasına ve Türkiye ekonomisine katkılarından dolayı teşekkür etti.

İzmir’in bugün sahip olduğu imkanların çok çok ötesinde, çok daha büyük potansiyele sahip olduğunu ifade eden Erdoğan, İzmir’in sadece Ege Bölgesi’nin değil Akdeniz’in, bütün Akdeniz havzasının dolayısıyla Avrupa’nın, Asya’nın, Afrika’nın bir merkez şehri, bir yıldız şehri olma potansiyelini barındırdığını söyledi.

Erdoğan, ”İskenderiye, Trablus, Tunus, Hayfa, Beyrut, Lazkiye. Bunlar jeopolitik olarak asla İzmir’le kıyaslanacak şehirler değil. Aynı şekilde Selanik, Atina, Napoli, Marsilya, Malaga gibi şehirler de konum ve potansiyel itibariyle İzmir’le kıyaslanacak şehirler değiller. Hani Nazım Hikmet diyor ya ‘Dört nala gelip uzak Asya’dan, Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim’ diye. İşte İzmir, Asya’nın Akdeniz’e uzandığı o muhteşem coğrafyada bir merkez, bir yıldız, bir inci olma özelliğini taşıyor” diye konuştu.

İzmir’i önemli kılanın yalnızca jeopolitik ve jeostratejik konumu olmadığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

”İzmir, halkıyla, çiftçisi, köylüsü, esnafıyla, sanayicisi, iş adamı, girişimcisiyle, dinamik nüfusuyla da büyük potansiyel barındırıyor. Tarihte yaşadığı acılar İzmir için bir engel, bir travma değil tam tersine tecrübe niteliği taşıyor. Ben her zaman söyledim, bugün burada, İzmir’de bir kez daha ifade etmek istiyorum, Gazi Mustafa Kemal bir mareşaldi yani birçok cephede bizzat bulunmuş, bizzat savaşmış bir komutandı. Birinci Dünya Savaşı’nın neredeyse tüm cephelerini görmüş, Tobruk, Bingazi, Derne, Suriye, Çanakkale cephelerinde ordularına kumandanlık yapmıştı. Mustafa Kemal, Çanakkale’deki cehennemi de İstanbul’un işgalini de bizzat yaşamış, İzmir’in işgalini, Erzurum’un işgalini bütün acısıyla yüreğinde hissetmiş bir devlet adamıydı. Daha da ileri gidiyorum, Gazi, ‘Ordular, İlk hedefiniz Akdeniz’dir’ diyerek İzmir’e ulaştığında, belki de hayatının en acı manzarasıyla karşılaştı. Selanik’te doğmuş bir insan olarak Rumeli’den göçün acısını Mustafa Kemal kadar kim bilebilir? Evini, barkını, tarlasını bırakarak göç yollarına düşmenin sızısını ondan daha fazla kim hissedebilir? Trakya’nın, Anadolu’nun o günlerde arz ettiği manzarayı ondan daha derinlemesine kim görmüştür? Ancak, 29 Ekim 1923′te cumhuriyetin ilanının ardından Gazi Mustafa Kemal dış politikayı da iç politikayı da asla ve asla kin üzerine, intikam üzerine, öfke, nefret üzerine tesis etmemiştir. Burası son derece önemlidir, son derece anlamlıdır.

Kendi kişisel tarihine, kişisel tarihiyle birlikte Osmanlı’nın çöküşüne, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna şahitlik etmiş biri olarak, bakın altını kalın çizgilerle çiziyorum, 1930 yılında Yunanistan Başbakanı Venizelos’u kabul etmiş, 1934 yılında da Venizelos tarafından Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmiştir. Yaşadıklarını bir intikama, bir küslüğe dönüştürmüş olsaydı bugün böyle bir Türkiye’nin temelleri atılmazdı. Doğuda, batıda, kuzey ve güneyde Türkiye hangi ülkeyle ilişki tesis edebilir, hangi ülkeyle iş birliğine gidebilirdi?”

Erdoğan, korkunun insan hayatında da ülkelerin tarihinde de asla ve asla korunma yöntemi olmadığını, içe kapanmanın bir ülke için içten içe çürümekten başka bir şey olmadığını ifade etti.

8 yıldır vizyon kavramının üzerinde durduklarını, büyük düşünmekten bahsettiklerini, büyük Türkiye hayaliyle hareket ettiklerini söyleyen Erdoğan, ”Çevremize örülmüş duvarları bu büyük vizyonla, Büyük Türkiye hayaliyle yıkıyoruz. Çevre ülkelerle aramızdaki tamamıyla yapay sorunları tek tek ortadan kaldırıyor, dünyaya açıldıkça gündeme hükmeden bir Türkiye inşa ediyoruz. Şunu çok açık ve net söylüyorum, artık gündemi belirlenen bir Türkiye yok, dünyada gündem belirleyen bir Türkiye var, burası çok önemli. Tarih boyunca özelliğimiz buydu. Şimdi bunu yeniden yakaladık” diye konuştu.

-”BEKARA KARI BOŞAMAK KOLAY”-

Türkiye’nin Libya’da yaşanan olayların ardından buradaki vatandaşlarını hızlı ve başarılı bir operasyonla tahliye ettiğini belirten Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

”Ama birileri farklı farklı yaklaşımlar ortaya koydu. Kusura bakmayın, bekara karı boşamak kolay arkadaşlar. Sorumluluk yok, mesuliyet yok. Bu ne getirir, ne götürür böyle bir dert yok. Söyledikleri ‘Bak dünya ne söylüyor, bizim Başbakan susuyor’… Senin başbakanın ne zaman konuşacağını bilir. Ama orada benim 200′ü aşkın yatırımcım, girişimcim var, 30 bine yakın mimarım, mühendisim, işçim var. Bunlar oradan ülkeme nasıl gelecekler? Burada aileleri telefonlarla arıyoruz, ‘Benim beyimin, oğlumun durumu ne olacak, bunları getirebilecek misiniz? Bunların durumu ne olacak?’ bu endişelerin muhatabı bunlar değil ki. Rahatlar. Sadece onlar değil dünyanın 40′a yakın ülkesinden bizi telefonla arayanlar var. ‘Acaba bizim vatandaşlarımızı da siz tahliye eder misiniz’ diye.”

Libya’daki Türk vatandaşlarının tümünün, 10 bine yakın da yabancının tahliye edildiğini belirten Erdoğan, ”Gerçekleştirdiğimiz bu operasyon tüm dünyada yankı buldu, takdirle, övgüyle örnek gösterildi. Şunu görmek durumundayız değerli arkadaşlarım, Türkiye vizyonu içinde elbette tek tek 81 vilayet yerini alıyor. 81 vilayet, Büyük Türkiye hayaliyle çok hızlı şekilde gelişiyor ve dünyaya açılıyor” dedi.

-İLERİ DEMOKRASİ-

Başbakan Erdoğan, 81 il içerisinde ihracat yapmayan tek il olan Muş’un da artık ihracat yaptığını, kendi ürettiği malları dünya pazarlarına ulaştırdığını ifade ederek, şunları söyledi:

”Ancak Ankara’nın vizyonu, Ankara’nın çabası, Ankara’nın tek başına çırpınması takdir edersiniz ki bu büyük vizyonu tam anlamıyla başarmak için yeterli değildir ve olamaz. Yerelde de bu vizyonun paylaşılması, yerel ölçekte de bu vizyon doğrultusunda gayret edilmesi büyük önem arz ediyor.

Demokrasi yerelde başlar. Önce bir defa bunu hazmetmemiz lazım. Ben İstanbul’un belediye başkanlığını yapmış bir insan olarak bu noktada demokrasi mücadelesinin içinde çırpına çırpına adeta savaşarak geldim ama şunu çok iyi biliyorum, 1994′te söyledim şimdi de söylüyorum, demokrasi bir amaç değildir, demokrasi bir araçtır. Bunu böyle bileceğiz, bilmek durumundayız. Ve tüm sistemler, tüm yönetim şekilleri, buna din de dahil hepsi tek amaca hizmet ederler, o da insanın mutluluğudur, insanın saadetidir, insanoğlunun huzuru, refahıdır, demokrasi bunun için vardır. Ve bakın biz şu anda yeni bir şey söylüyoruz, nedir o, ‘ileri demokrasi’ diyoruz. Artık demokrasi tecrübesini 50 yılı aşkın bir süredir içine sindirmiş bir Türkiye var. Şimdi bunu ileri taşımamız lazım. Bu ileri demokraside ne yapabiliriz, bunu toplumun tüm katmanlarına nasıl yayarız? Artık bakıyorsunuz ki İslam dünyası bir şey konuşuyor, nedir o, ‘Demek ki’ diyor, ‘İslam ile demokrasi bir arada olabiliyormuş’. Nerede bu, Türkiye’de. Onun için sürekli gelip ‘Türkiye’de bu nasıl oluyor?’ diye partimizin çalışmalarını yakından takip eden ülkeler var, partimizdeki eğitim çalışmalarına katılan siyasi partiler var. Bunu mutlulukla yapıyoruz. Hamdolsun buralara gelebildik. Bunun daha iyi olabileceğine inanıyorum. Çünkü demokratik parlamenter sistemi benimsemiş bir ülke olarak ve bunu artık hücrelerine kadar sindirmiş bir ülke olarak bunun adımlarını atacağız ama bunun istismarını yapmayacağız. Şu anda bunun da istismarını yapanlar var. Onlara da fırsat verilmemesi lazım.”

Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin ihracatının 8 yılda yaklaşık 3 kat artarak 36 milyar dolardan 114 milyar dolara ulaştığını söyledi.

2008 sonunda bu rakamın 132 milyar dolara kadar çıktığını ancak küresel kriz nedeniyle düşüş yaşandığını ifade eden Erdoğan, 2011 sonunda yeniden bu rakamın yakalanmasını umut ettiğini belirtti.

Ekonomik rakamlardan örnekler vererek Türkiye’nin geldiği noktayı anlatan Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

”Bu rakamlar, bu tablo içinde, açık söylüyorum, İzmir’in bugün arz ettiği manzaradan çok daha farklı bir yerde olmasını beklerim ve canı gönülden isterim. Bu saydığım başlıkların altyapısı burada yok mu, var. Turizm destinasyonu itibariyle İzmir bir merkez değil mi, merkez. Ama çalışacağız. İhracat mı? İzmir bugünkünden çok daha fazlasını yapabilir. Doğrudan yatırım mı? İzmir bugünkünden çok daha fazlasını, kat kat fazlasını çekebilir. Turizm mi? İzmir Akdeniz’in incisi olarak bugünkünden çok daha farklı bir yerde olabilir. Tabii ben bir Başbakan olarak şunu hep söylüyorum, işin kolaycılığına kaçmayacağız. Vücudumuzu taşın altına sokacağız. Hiç kimse yaşanan sıkıntıları, problemleri sürekli Ankara’ya, hükümete, partizanlığa bağlamasın.”

AK Parti’nin 2007 yılı seçimlerinde Tunceli dışındaki tüm illerden milletvekili çıkardığını hatırlatan Başbakan Erdoğan, ”Sizlerden çok rica ediyorum, yolunuz düşerse lütfen Tunceli’ye gidin ve oradaki yatırımlarımızı görün” dedi.

Yapılan yolların, okulların, kamu binalarının, köylere kadar inşa edilen yol ve su şebekelerinin, üniversitenin ve çalışmalarının yerinde görülmesini isteyen Erdoğan, ”Mersin’de, Antalya’da, Diyarbakır’da nasıl yatırımlar yaptığımızı, bu illerin kamu yatırımlarıyla nasıl değiştiğini lütfen yolunuz düşerse inceleyin. Partizanlığa asla prim vermedik. Tunceli’de milletvekili çıkarmadık ama buna rağmen orası Türkiye, tabii ki yatırım yapacağız. Batıda ne varsa doğuda, güneydoğuda da o olacak. Kuzeyde ne varsa güneyde de o olacak” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Kendi yaşam tarzını tehdit altında hisseden vatandaşımın bu tehdit algısı bizim için son derece önemlidir. Biz, bu korkuları bastırmak, bu tehdit algısına sırt dönmek, endişeleri, kaygıları görmezden gelmek gibi bir yöntemi asla benimsemeyiz, benimsemedik. Tersine, empati kurmak, hissedebilmek, anlayabilmek ve gereğini yapmak için yoğun çaba içindeyiz” dedi.

Erdoğan, Ege Sanayici ve İşadamları Derneği (ESİAD) Yüksek İstişare Konsey Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, AK Parti’nin yola çıkarken etnik, bölgesel ve dinsel milliyetçilik yapmayacağını söylediğini hatırlatarak, etnik kökenin ayrı, anayasal vatandaşlığın ayrı bir konu olduğunu söyledi.

”Bu ülkede etnik kökenle anayasal vatandaşlığı birbirine karıştıran bir zihniyet, bir anlayış var. Bunu zorla halkımıza dayatmaya çalışan bir siyasi anlayış da var. Bu gerici bir anlayıştır” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Etnik köken dediğimiz zaman benim Kürt, Çerkez, Roman, Türk, aklınıza ne gelirse, Gürcüsüyle bütün bu insanlara saygı duyacaksınız. O onun etnik kökenidir. Ama bir de bizim anayasal bir vatandaşlığımız var. O da nedir? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı. Burada ‘Ben Türkiye milletinin bir mensubuyum’ demek niçin birilerine rahatsız ediyor? Bunu anlamak da mümkün değil. Bundan kimsenin rahatsız olmaması lazım. Amerika’da ‘gerçek Amerikalı kim?’ diye baktığınız zaman herhalde Kızılderili’yi görürsünüz. Zenci aslında gerçek bir Amerikalı değildir. Ama bakıyorsunuz o zenci atletimiz de rekorlar kırıyor, ondan sonra da gururla ülkesinin marşını dinliyor, dinlettiriyor. Bayrağını omzuna alıyor, bir tur atıyor. Bizdeki beylerin bazıları Türk bayrağını gönderde görmekten rahatsız oluyor. Kusura bakmasınlar, bunu kabullenmeye, bunu anlamaya da mecburdurlar. Özellikle benim Kürt kökenli vatandaşlarımın geneli asla böyle düşünmüyor. Kürt kökenli vatandaşlarımı istismar edenler böyle düşünüyor. Onlardır bu ülkede bu huzursuzluğu çıkaranlar. Yoksa Kürt kökenli vatandaşlarımın geneli bayrağına da vatanına da saygılıdır. Ve biz ‘bu şehir bana oy verdi bu vermedi’ gibi bir ayrımcılığa asla tevessül etmeyiz. ‘Şunlar verdi, şunlar vermedi’ asla böyle bir ayrımcılığa gitmedik. Çünkü biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü seven bir anlayışın temsilcisi, mensubu olarak bu yola koyulduk. Bundan sonra da böyle devam edeceğiz.”

-”HAKKARİ’NİN YÜKSEKOVASI’NA HAVAALANI İNŞA EDECEĞİZ, ÖNÜMÜZÜ KESİYORLAR”-

Başbakan Erdoğan, bölgesel milliyetçilik de yapmadıklarını, ‘Yatırımları batıya yap; doğuya, güneydoğuya yapma’ gibi bir anlayış içinde olmadıklarını belirterek, kendilerinden önce Doğuya, Güneydoğu’ya, Doğu Karadeniz’e, Orta Anadolu’nun bazı kesimlerine gerçekten devletin uğramadığını söyledi. Erdoğan, ”Bu samimi itirafı da yapalım. Bunu 81 vilayeti karış karış dolaşan bir başbakanınız olarak söylüyorum. Oraları ben dolaştım. Benim gitmediğim vilayet yok. Ama her gidişimizde bu vilayetlerin değiştiğini görüyoruz. Düşünebiliyor musunuz Hakkari’nin Yüksekovası’na havaalanı inşa edeceğiz, önümüzü kesiyorlar. Birileri yakıyor, yıkıyor, biz oraya havaalanı inşa ediyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki havaalanı bir medeniyettir. Yol bir medeniyettir. Su bir medeniyettir. Ondan nasibini alma hakkına da benim Hakkari’deki vatandaşım da sahiptir. Onun için bunu yapıyoruz. İstesen de istemesen de biz onu yapacağız” diye konuştu.

İzmir’e kamu yatırımlarının gelmediği yönünde eleştiriler olduğunu hatırlatan Erdoğan, bunun insaflı bir yaklaşım olmadığını söyledi. Erdoğan, İzmir’e 8 yılda her alanda yaptıkları yatırımları anlatan Erdoğan, ”İzmir’de yaşayıp da yaptığımız yatırımları görmemek insaflı bir yaklaşım olmasa gerek” dedi.

-”BALIK BİLMEZSE HALİK BİLİR”-

Yapılan her şeyin İzmir için kazanım olduğunu, ancak bunun da istismar edilmeye çalışıldığını ifade eden Erdoğan, bugün İzmir Büyükşehir Belediyesine destek vererek yapılan Egeray’ın açılışının yapılacağını belirtti. Erdoğan, ”Geçenlerde anamuhalefetten biri çıkmış televizyonda ‘İktidar kendi büyükşehirleriyle ortaklaşa raylı sistem yapıyor’ diyor. Demek ki Türkiye’de neyin olup neyin bittiğinden haberi yok” diye konuştu.

AK Parti iktidarı döneminde İzmir’de de büyük yatırımlar yapıldığını anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

”Kusura bakmayın dost acı söyler ama gerçeği söyler. Marifet iltifata tabidir. Ama biz onu bile düşünmüyoruz. Biz diyoruz ki ‘At denize balık bilmezse Halik bilir’. Kızmıyoruz. Efendim, ‘Siz laiklik karşıtısınız, siz şöylesiniz, siz böylesiniz’. Değerli kardeşlerim bakın, bizi anlayan anlamış. Anlamayan zaten anlamayacak. Tüzüğümüz, programımız, her şeyimiz ortada. Biz demokratik, laik parlamenter sistem içerisinde sosyal bir hukuk devleti olarak bu çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ve laikliği tüm inanç gruplarının bir güvencesi olarak gördük, böyle yaklaştık, böyle yaklaşıyoruz ama laikliği inançların yaşanmasına karşı veya inanç karşıtı olarak görmek isteyenler varsa kusura bakmasınlar onlar demek ki bu kavramı hala anlamamışlar. Açsınlar 1982 anayasasının gerekçesine baksınlar. Laiklik kavramının gerekçesinde ne var, onu orada görsünler. Bunu da tavsiye ederim. Biz onu aynen aldık, kendi programımıza koyduk. Bu süreci de böyle devam ettirdik.”

-”ENERJİMİZİ İÇERİDE BİRBİRİMİZLE UĞRAŞMAK SURETİYLE HARCAMAYALIM”-

Dünyada Anglosakson yaklaşımın var olduğunu,. batılı anlamda yaklaşımın bulunduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bizde de birilerine göre, diyor ki ‘Bizim de kendimize göre bir anlayışımız var’. Ama kardeşim tamam eyvallah da İzmir’in de kendine göre mi bir anlayışı var? Yani kavramların hele hele siyasi literatürde bir tanımı vardır ve o tanıma göre de yaklaşımınızı ortaya koyarsınız. Bu da böyle bir vakıadır. Bunu saptırmaya gerek yok. Eğer bunu saptırırsak ülkemize yazık ederiz. Birbirimize yazık ederiz. Biz enerjimizi içeride birbirimizle uğraşmak suretiyle harcamayalım. Enerjimizi dışarıya harcayalım ki Türkiye o beklediği sıçramasını yapsın. Ayrımcılığın olduğu yerde işte İzmir’de böyle eserler böyle yatırımlar yükselmezdi. Ama biz hiçbir zaman ayrımcılık yapmadık ve bu yatırımları yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Şunu samimiyetle ifade ediyorum, elbette yapacağız. Elbette İzmir’i yatırımlarla eserlerle buluşturmaya devam edeceğiz. Bu bizim vazifemiz, İzmir’e karşı yükümlülüğümüz. Ama, tek başına Hükümet’in, tek başına kamunun yatırımları yetmez. İzmirlinin, İzmir için daha fazla çalışmasını, daha fazla üretmesini, İzmir’in potansiyeline denk bir vizyonla geleceğe bakmasını bu süreçte biz olmazsa olmaz görüyoruz.”

İzmir’in marka bir şehir olmayı ziyadesiyle hak ettiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, ”İzmir, kabuğunu kırarak, Akdeniz’in incisi olmayı, yıldız şehri olmayı ziyadesiyle hak ediyor. Ben bunu başarabileceğimize, bunu tabii ki hep birlikte başarabileceğimize yürekten inanıyorum” diye konuştu.

İnsana ”homo ekonomicus olarak, bir ekonomik varlık olarak bakmadıklarını” dile getiren Erdoğan, ”Biz, ‘insan insanın kurdudur’ gibi bir yaklaşımı asla benimsemiyoruz. Rakamların, göstergelerin, grafiklerin, ekonomik büyümenin her şey olmadığını çok iyi biliyoruz. İşte onun için, insanların korkuları, endişeleri, kaygıları bizim için ekonomik büyüme kadar, hatta daha fazla önemlidir. Kendi yaşam tarzını tehdit altında hisseden vatandaşımın bu tehdit algısı bizim için son derece önemlidir. Biz, bu korkuları bastırmak, bu tehdit algısına sırt dönmek, endişeleri, kaygıları görmezden gelmek gibi bir yöntemi asla benimsemeyiz, benimsemedik. Tersine, empati kurmak, hissedebilmek, anlayabilmek ve gereğini yapmak için yoğun çaba içindeyiz” dedi.

-”MEVCUTLA YETİNEN SİYASİ PARTİLER”-

Erdoğan, bugün, kitlelere ulaşamayan, bir kitle partisi olamayan siyasi partilerin, mevcutla yetinmek gibi bir siyaset belirlediklerini, mevcudu elde tutmak için korkutma ve tehdidi bir yöntem olarak kullandıklarını ifade ederek, şöyle konuştu:

”Doğu ve Güneydoğu’da bir parti, etnik kökenler üzerinden siyaset yürütüyor. Bakıyorsunuz, Batı’da, Güney’de siyasi partiler, terör korkusuyla, bölünme, ayrışma korkusuyla kitleleri kendilerine bağlamaya çalışıyorlar. Bu kışkırtıcı ve tahrik edici söylem, ne siyasete, ne Türkiye’nin kalkınmasına, ne de birlik ve beraberliğe hizmet eder. Son 15 yıldır, her seçim öncesinde şahit olduğumuz bir yöntem var: Etnik kökenler üzerinden siyaset yapan partiler, seçim öncesinde birbirlerini ve kitlelerini kışkırtarak, buradan oy elde etmek gibi gerçekten basit ve gerçekten acı bir fırsatçılık içine giriyorlar. Doğu’da bir siyasi parti kışkırtıcı konuşuyor, kışkırtıcı açıklamalar, eylemler yapıyor; bakıyorsunuz Batı’daki kitleler buna tepki veriyor. Şehit cenazeleri istismar ediliyor, ayrımcı, aşağılayıcı beyanatlar veriliyor; bakıyorsunuz bu sefer de Doğu’daki kitleler buna tepki veriyor. İşte ben, İzmir’in de, tüm Türkiye’nin de, sahillerin de iç bölgelerin de bu oyunu, bu tahterevalli oyununu görmelerini istiyorum. Herkes samimiyetle elini vicdanına koysun ve lütfen bu oyunu, bu tezgahı sorgulasın.

Sandıktan çıkacak oy uğruna gençleri ölüme teşvik etmek; sandıktan çıkacak oy uğruna şehit cenazelerinin yolunu gözlemek insanlığa da, vicdana da sığmaz. Sandıktan oy almak uğruna ülkenin hassas meselelerini bir korku, bir tehdit aracına döndürmek de insanlığa ve vicdana sığmaz.”

-”PARTİLER KİTLELERİ ŞEKİLLENDİRMESİN, KİTLELER ARTIK PARTİLERİ ŞEKİLLENDİRSİN”-

Daha fazla birlik diline, daha fazla gönül diline, kardeşlik ve dayanışma diline ihtiyaç olduğunu belirten Erdoğan, ”Onun için Milli Birlik, Kardeşlik dedik. Projenin adını böyle koyduk” dedi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Milli Birlik, bu kavram size neyi ifade ediyor, Allah aşkına? Kardeşlik dedik bu kavram size neyi ifade ediyor? Bu iki kavramda düşmanlık olabilir mi? Birlik, kardeşlik kavramında ayrışma olabilir mi? Biz bunu talep ediyoruz ama birileri çıkıyor, ‘bu ayrımcılık’ diyor. Bu nasıl bir yaklaşım tarzı, nasıl bir anlayış? Bunu acaba Türk dilinin lügatinin içerisinde mi buldun? Nereden buldun? Veya hangi ansiklopedide böyle bir ayrımcılık ifadesi, milli birlik veya kardeşliğin böyle bir anlama geldiğini ifade ediyor. Bizim artık belli kitlelere hitap eden, belli kitleleri, onların korkularını istismar eden değil, 74 milyona seslenen, gelecek vizyonu olan bir muhalefet anlayışına ihtiyacımız var. Onun için diyorum ki, partiler kitleleri şekillendirmesin, kitleler artık partileri şekillendirsin.

Bugün nasıl ki Mısır’da, Tunus’ta, Libya’da, Bahreyn’de, Cezayir’de diğer bazı ülkelerde halk ayağa kalkıp, tepeden inmeci yaklaşımlara, toplum mühendisliğine itiraz ediyorsa, bizde de artık kitleler siyasi partilerin, siyasetin istikametini bizzat kendileri çizsin.”

AK Parti tüzüğü gereği üç dönem milletvekili olanların dördünce kez olamayacağını, beş defa genel başkan seçilenlerin de altıncı kez genel başkan adayı olamayacağını anımsatan Erdoğan, hiçbir konfederasyon, siyasi parti, dernek ve vakıfta ”kendilerinin yiğitçe koyduğu” böyle bir maddenin bulunmadığını söyledi.

Erdoğan, siyasetin bir tek parlamentoda veya genel başkanlık makamında yapılmayacağını da vurgulayarak, ”Gel, partin sana hangi görevi veriyorsa onu yap” dedi. Tüzük gereği son kez milletvekili aday adayı olacağını belirten Erdoğan, ”Son kez… Ondan sonra ara vermek durumundayım. Çünkü ilkelerimize önce biz uyacağız ve biz, bu partinin, bu kardeşiniz AK Parti’nin hem anasıdır, hem babasıdır. İşin içinde bu var” dedi.

Konuşmasında, Türkiye’nin 2023 hedeflerini de anlatan Erdoğan, ”üç çocuk” tavsiyesini yineledi.

İş adamlarından kentsel dönüşüm, değişim projesi için destek isteyen Erdoğan, ”Gelin bize destek verin, şu ucubelerden İzmir’imizi kurtaralım” diye konuştu.

Erdoğan’dan vekillik için iki farklı anket

Pazar, Mart 6th, 2011

Oluşturacağı milletvekili listesinde seçmenin nabzını da yoklayan Erdoğan, yaklaşık 10 sorudan oluşan ankette seçmene ilginç sorular yöneltti. Ankette, “mevcut milletvekillerinden memnun musunuz, listede kimleri görmek istiyorsunuz, önereceğiniz isimler var mı, neden” şeklinde sorular soruldu. Erdoğan kendi kriterlerinin yanı sıra oluşturcağı milletvekili listesinde seçmene, “her şey genel başkanın iki dudağı arasında değil” mesajını da verecek.

Başbakan Erdoğan’ın, milletvekillerinden sır gibi sakladığı ve değişik şirketlere yaptırdığı iki ayrı ankette seçmenin nabzını yokladı.

ANKA’nın edendiği bilgilere göre; Başbakan Erdoğan’ın, 2011’de yapılacak genel seçimlerde milletvekili listelerini oluşturmadan önce farklı bir yöntem deneyerek seçmenin fikrini aldı. Değişik iki ayrı şirkete yaptırılan anketler 81 ilde gerçekleştirildi. 81 ilde ve 923 ilçede yaptırılan anketlerde yaklaşık 10 soru yöneltildi.

Ankette seçmene; mevcut milletvekillerinin durumu soruldu ve listeye girecek yeni isimlerin önerilmesi istendi.

AK Parti Seçim İşleri Başkanlığı ve AR-GE’nin yaptığı çalışmalar tamamlandı. 81 ilde yaptırılan aklaşık 10 sorudan oluşan ankette şu soruların yöneltildiği belirtildi: “AK Parti icraatlarından memnun musunuz, bu icraatların gerçekleşmesinde bölge milletvekillerinin etkisi ne oldu, mevcut milletvekillerinden memnun musunuz, niye, değilseniz niye, yapılacak seçimde kimlerin vekil olmasını istiyorsunuz niye? Bölge insanı olarak bir vekilden beklentileriniz nedir?” Erdoğan kendi kriterlerinin yanı sıra seçmenin tercihini de değerlendirecek.

-”GENEL BAŞKANIN İKİ DUDAĞI ARASINDA DEĞİL”-

Başbakan Erdoğan, milletvekili listelerini belirlerken, seçmenin nabzını yoklayarak hazırlayacağı milletvekili listesini aynı zamanda meydanlarda “seçim sloganı” olarak kullanacak. Meydanlarda seçmene, “Her şey genel başkanın iki dudağı arasında değil” mesajını verecek Erdoğan, herşeyde olduğu gibi milletvekilini de “halkımıza sorduk” diyecek.

Erdoğan, “İşte AK Parti’nin farkı bu, millet ne derse o” sloganıyla seçmene, “Bugüne kadar olduğu gibi, her şeyi size sorarak yapıyoruz” diyecek.

Nisan Ayı’nın ikinci haftasında meydanlara inecek olan AK Parti, seçim şarkılarını ve sloganlarını ise teşkilatlarda düzenleyeceği yarışmalarla belirleyecek.

AK Parti’nin 2011 Genel seçimlerde kullancağı sloganlardan 2 tanesi belli oldu: “Oyunu AK Parti’ye ver, Anayasanı kendin yap, Güçlü Türkiye, güçlü Anayasa ile olur.” Her bölgeye ayrı seçim şarkısı hazırlayacak olan AK Parti, özellikle sahil kentlerde kullanacağı şarkıları “pop” tarzında seçecek.

ANKA

Helga biniyorsa Ayşe de artık binecek

Pazar, Mart 6th, 2011

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, laf değil, iş ürettiklerini belirterek, ”Benim milletim bu laflardan çok çekti, bununla çok oyalandı. Artık laf değil icraat istiyordu milletim. İşte onun için bizi iktidara getirdiniz, bize iktidar teslim ettiniz” dedi.

Başbakan Erdoğan, Erzincan’da Kızılay Meydanı’nda düzenlenen toplu açılış törenindeki konuşmasında, 12 Eylül’de yapılan halkoylamasında yüzde 64 oranında ”evet” oyuyla demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, büyük Türkiye idealine sahip çıkan Erzincan’a teşekkür ettiğini belirtti.

Erzincan’a her geldiğinde, kentin daha da değiştiğini, büyüdüğünü, ilerlediğini gördüğünü belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Ama bugün Erzincan’ı bir başka görüyorum. Erzincan, geçmişle asla kıyaslanamayacak bir değişim sürecine girdi. Erzincan artık kabuğunu kırdı, Doğu’nun yıldız bir şehri haline geldi. Biz burada tarih boyunca çok büyük acıların yaşandığını biliyoruz. Erzincan savaşlarda yıkıldı, Erzincan işgalde yağmalandı, Erzincan ihaneti, mezalimi, katliamı yaşadı. Erzincan, 1939′da ve 1992′de iki büyük deprem yaşadı. Yaşanan tüm acılara sizler göğüs gerdiniz, yaşanan tüm acılara sabrettiniz.

Erzincanlı, Tercanlı Ozanımız Aşık Daimi’nin şu dizeleri adeta yüreğimize işledi, ‘Ne ağlarsın benim zülfü siyahım bu da gelir, bu da geçer ağlama, göklere erişti figanım, ahım, bu da gelir bu da geçer ağlama, Daimi’yem her can ermez bu sırra, gerçek aşık olan erer o nura, Yusuf sabır ile vardı Mısır’a, bu da gelir, bu da geçer ağlama…’ Evet, sabırla metanetle, dirayetle artık o acı hatıraları geride bırakıyoruz. Gece gündüz çalışarak, alın teri dökerek, durmadan, duraksamadan, güçlü Türkiye’yi, güçlü Erzincan’ı inşa ediyoruz. Yaşadıklarımızdan artık ders çıkarıyoruz. Aynı acılar tekrar yaşanmasın, felaketler canlara dokunmasın diye adeta çırpınıyoruz.”

Erzincan ile de yakından ilgili çok ibretlik bir gerçeği anlatmak istediğini ifade eden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

”Yıl, 1914. İşgal kuvvetleri kuzeyden, doğudan Erzurum’a, Erzincan’a doğru ilerliyor. Osmanlı Devleti buraya, Erzincan ve Erzurum’a asker göndermek istiyor. Seferberlik başlıyor, sevkıyat aynı şekilde başlıyor. Ama çok acıdır, İstanbul’dan Erzincan’a, Erzurum’a ne tren yolu var ne araba yolu var. İstanbul’dan, Haydarpaşa’dan vagonlara doluşan askerlerimiz, subaylarımız, gözyaşlarıyla uğurlanıyor. Tren Eskişehir’e, Afyon’a, Konya’ya, oradan da Niğde’nin Ulukışla ilçesine 3 gün 3 gecede ulaşıyor.

Bir yazarımız, Şevket Süreyya Aydemir, o günlerde asteğmendir ve şunları yazar, ‘Kayseri’yi, Sivas’ı aşıp Erzincan’a, Erzurum ilerisine, Rus, Acem sınırına varan yollar, buradan Ulukışla’dan başlıyordu. Bozuk düzen bir takım izlerden ibaret olan bu yolların uzadığı istikamette ne bir karış demir yolu, ne de motorlu vasıta vardı’ diyor. Evet… Ulukışla’dan Erzurum 900 kilometre. Askerimiz, subayımız, bu 900 kilometre yolu yayan olarak yürüyordu. Selahattin isimli bir teğmen şunu söylüyor, ‘Üç gün üç gecedir trende sersem olmuştuk. Portatif karyolalarımızı açtık, açık havaya kurduk ve elbiselerimizle yattık. Sabah gün açılırken uyandığımız zaman, gece yağan kırağı nedeniyle, battaniyelerimizin üzerinin adeta buz tuttuğunu gördük.’ Düşünebiliyor musunuz? Bu şartlarda, 900 kilometreyi yaya geçen askerimiz, üstü başı yırtılmış, bitmiş, tükenmiş bir halde Erzincan’dan cepheye gönderiliyordu.”

-”DEMİRYOLU, KARAYOLU SEFERBERLİĞİNİ YENİDEN BAŞLATTIK”-

Cumhuriyeti kuranların yol olmamasının, demiryolu olmamasının ne anlama geldiğini çok iyi bildiklerini belirten Erdoğan, ”1923′ün hemen, hemen ardından, başta Erzurum ve Erzincan olmak üzere ülke genelinde bir demiryolu, karayolu seferberliği başlattılar. Ne var ki onlar gitti, bu seferberlik de sona erdi” diye konuştu.

”İşte biz bu seferberliği yeniden başlattık, fark bu” diyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

”Yol yoksa bağımsızlık yok dedik, yol yoksa özgürlük yok dedik, yol yoksa medeniyet yok dedik, kalkınma yok dedik. Bu işin başına da Erzincan’ı bilen, Erzincan’ın acılarını bilen, kendisi de Erzincanlı olan bir kardeşimizi getirdik, Binali Yıldırım. Biz görevi devraldığımızda, 2002, Cumhuriyetimizin 79′uncu yılı, 79 sene geçmiş aradan, yapılan, değerli kardeşlerim, duble yol miktarı 6 bin 100 kilometreydi. Biz bunun üzerine şu iktidarımız döneminde 8 yılda 13 bin 600 kilometre duble yol ilave ettik. 8 yılda, bu ne demektir aslında biliyor musunuz? Yani Cumhuriyet tarihini de aslında 8′e böleceğiz ve onu 8′e böldüğünüz zaman şu 13 bin 600′ü de 10 ile çarpmamız lazım. Onu 10 ile çarptığımız zaman bu yaklaşık 130 bin kilometre yapar. Böyle çalıştık, çalışıyoruz, çalışacağız.

Bakın ben size bir örnek vereyim, 2002 yılının sonunda Erzincan’da ne kadar bölünmüş yol vardı biliyor musunuz? Ne kadar? 7 kilometre. Peki biz şu iktidarımız döneminde, 8 yılda Erzincan’a ne kadar bölünmüş yol yaptık biliyor musunuz, tam 247 kilometre bölünmüş yol yaptık. Halep oradaysa arşın Erzincan’da. Değerli kardeşlerim, 79 yılda yapılanın 35 katından fazlasını yaptık. Biz laf üretmiyoruz, biz iş üretiyoruz. Mesele bu. Benim milletim bu laflardan çok çekti, bununla çok oyalandı. Artık laf değil icraat istiyordu milletim. İşte onun için bizi iktidara getirdiniz, bize iktidar teslim ettiniz.”

Millete layık olma gayreti içinde olduklarını söyleyen Erdoğan, ”Hamdolsun şu ana kadar da sözümüzde durduk, durmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin bölünmüş yol haritasını, deniz yolları, demir yolları haritasını kökten değiştirdik. Az önce değerli Bakanım ifade etti. Kendilerine şunu söylemiştim, Binali, bak, artık bunun adı hava yolu olmayacak, halkın yolu olacak. Yani benim vatandaşım artık otobüsle gitmeyi yavaş yavaş bırakacak, uçakla gidebilir hale gelecek. Artık benim vatandaşım uçaklarla gidebiliyor mu, elhamdülillah bugünleri görebildik, gidebiliyor. Uçakla seyahat, sadece kaymak takımının işiydi. Ama şimdi benim vatandaşım da gidebiliyor. Bugünleri gördük” diye konuştu.

 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, muhalefet partileri için, ”Bizim icraatımızın ulaştığı yere onların hayalleri bile ulaşamaz, farkımız bu” dedi.

Başbakan Erdoğan, Erzincan’da Kızılay Meydanı’nda düzenlenen toplu açılış törenindeki konuşmasında, Cumhuriyeti kurma mücadelesini verenlerin doğru dürüst tren bile göremediğini ama şimdi hızlı trenin Erzincan’a da geleceğini söyledi.

Ankara ile Eskişehir’in hızlı trenle birbirine bağlandığını ifade eden Erdoğan, Ankara-Konya hattının tamamlandığını, test sürüşlerinin yapılmakta olduğunu, mayısta normal sürüşlere başlanmasının planlandığını anlattı.

Ankara-Sivas hattında ve Bursa hattında çalışmaların devam etiğini dile getiren Erdoğan, ”Şimdi artık sırada Sivas-Erzincan tren hattı var. Bu yılın yatırım programına Sivas-Erzincan hızlı tren hattını aldık, inşallah çalışmalara başlıyoruz. Ankara-Erzincan arasını 3,5 saate indiriyoruz. Ankara’dan bineceksiniz hızlı trene 3,5 saat sonra buradasınız” diye konuştu.

Erzincan-Trabzon hızlı tren hattını da projelendirdiklerini ve çalışmalarını başlatacaklarını belirten Erdoğan, ”Erzincan’a hayırlı olsun. Trabzon’a hayırlı olsun, Sivas’a hayırlı olsun. Konya’ya hayırlı olsun. Eskişehir’e, İstanbul’a hayırlı diyoruz. George hızlı trene binecek de Helga hızlı trene binecek de benim Ahmet’im, Mehmet’im, Hasan’ım, Hüseyin’im, Ayşe’m, Fatma’m niçin binemesin. Onlar da binecek” dedi.

-YENİ YOLLAR VE HAVAALANI TERMİNALİ-

Bugün Erzincan’a yeni yollar, yeni bir havaalanı terminali kazandırdıklarını ve bunun açılışını yaptıklarını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

”Havaalanının terminalini gördünüz değil mi? Eskiden neydi? Kulübe. Şimdi modern bir terminal binası, tamamen çelik konstrüksiyondan. Niye böyle yaptık? Burası deprem bölgesi. İstedik ki bundan etkilenmeyen bir havaalanı terminal binasına sahip olalım. Bunu yaptık.

Bununla kalmadı. Şimdi ben Erzincanlı kardeşlerime sesleniyorum. Çevreyolu güzergahında, şehre girerken kentsel dönüşüm değişim kapsamında oralardaki mahalleler var. İşimizi kolaylaştırın. Bir an önce onları yıkalım. Gayet güzel, toplu konut idaremizle buralara modern binaları inşa edelim. Size yakışanı inşa edelim. Orada yine siz oturacaksınız. Başkası değil. Çünkü size yakışan bu. Ama bunları biz size yakıştıramıyoruz. Bunu istiyoruz.”

-81 FARKLI HİZMET VE YATIRIMIN AÇILIŞI-

Erzincan da bugün tarihi bir günü paylaştıklarını dile getiren Erdoğan, tek bir açılış töreniyle, 81 farklı hizmet ve yatırımın toplu açılışını gerçekleştirdiklerini bildirdi.

Erdoğan, ”Fakat, anamuhalefeti de muhalefeti de onlar bunu anlamaz. Onların aklı falan bunu almaz. ‘Başbakan geldi, yine aldattı’ derler. Çünkü bizim icraatımızın ulaştığı yere onların hayalleri bile ulaşamaz, farkımız bu. Herşey açık” dedi.

Erdoğan, Erzincan’ın bugün, yeni bölünmüş yollardan havaalanı terminal binasına, modern konutlardan MOBESE sistemine, halk kütüphanesinden, futbol sahaları ve yüzme havuzlarına, eğitim yatırımlarından Telekom ve PTT yatırımlarına, kent ormanlarından meralara, KÖYDES yatırımlarından Erzincan Belediyesi ve Erzincan Valiliği yatırımlarına kadar toplam 81 büyük yatırımla buluştuğunu kaydetti.

Ulaştırma Bakanlığının Erzincan Havaalanı Terminal Binası ve Havaalanı pist onarımı için 79 milyon TL harcama yaptığını bildiren Erdoğan, bugün bu iki eseri Erzincanlıların hizmetine sunduklarını belirtti.

Yine ulaştırma alanında 20 farklı projeyi, toplam 480 milyon TL’lik yatırımı bugün hizmete sunduklarını belirten Erdoğan, 1986 yılında başlanan 50 kilometrelik Sansa Boğazı Yolu’nu, 1998 de başlanan Erzincan Çevre Yolu’nu tamamladıklarını ve bugün açılışını yaptıklarını söyledi.

Erdoğan, 2006 yılında başlanan 39 kilometrelik İmranlı-Refahiye Ayrım Yolu’nu, 2005 yılında başlanan 60 kilometrelik Refahiye-Erzincan Yolu’nu, 2008 de başlanan 38 kilometrelik Erzincan Havaalanı Ayrımı ile Pülümür Ayrım Yolu’nu tamamladıklarını bildirdi.

Suşehri-Gölova Ayrımı Yolu ile İmranlı-Refahiye Ayrımı Yolu’nun yapımına 2006 yılında başladıklarını ve bitirdiklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

”Erzincan Havaalanı Yolu, İliç-Kemaliye-Arapgir Yolu, Erzincan-Kemah Ayrımı yolu, Refahiye-Kemah İl Yolu, Refahiye-Kuruçay-İliç İl Yolu’nun yapımına biz başladık ve bitirdik.

Erzincan Şehir Geçişi yaya üst geçidinin yapılması ve İliç-Erzincan-Pülümür-Kelkit-Refahiye köprülerinin yapımına biz başladık ve bugün onları da sizlerin hizmetine sunuyoruz.”

Ulaştırma Bakanlığını bu vesileyle kutladığını ifade eden Erdoğan, bu yolların inşasında emeği geçen herkese teşekkür etti.

-EĞİTİM VE KONUTLAR-

Eğitim alanında Erzincan’a bundan sonra yatırımların düşeceğini belirten Erdoğan, ”Çünkü, şu anda dersliklerdeki öğrenci sayısı Türkiye ortalamasının çok çok altına düşmüş vaziyette. Dersliklerde ortalama rakam, 18-19, bu civarda. Türkiye’de İstanbul’da, Ankara’da, oralarda böyle bir şey yok onu size söyleyeyim. Erzincan çok iyi bir konuma gelmiş vaziyette” diye konuştu.

Milli Eğitim Bakanlığı ve TOKİ eliyle yapılan 1 Anadolu Lisesi, 2 İlköğretim okulu, 1 anaokulu ve 1 lojman binasının açılışını gerçekleştirdiklerini, yine Erzincan Üniversitesi bünyesinde 4 meslek yüksek okulunu bugün hizmete sundukları bildiren Erdoğan, şöyle devam etti:

”Konut noktasında Erzincan’ı ihmal etmemiz mümkün değil. TOKİ konutlarıyla, depreme, afetlere dayanıklı konutlarla, Erzincan’ı adeta yeniden inşa ediyor, yeniden imar ediyoruz.

TOKİ tarafından Erzincan ilimizde 3 bin 967 adet konut planladık ve konutlarımızın 3 bin 61 adedi tamamlandı. Bugün Kemaliye, Üzümlü, Yaylabaşı, Çayırlı, Geçit, Merkez İnönü Mahallesi’nde yapımını tamamladığımız tüm bu konutları hak sahiplerine teslim ediyoruz.

Ayrıca bugün yoksul grubu için yaptığımız 1 1 olan 256 konutun hak sahiplerini de burada kura ile belirliyoruz.”

Erdoğan, bugün Çevre Orman Bakanlığı eliyle yapılan, toplam 8 projenin açılışını da gerçekleştirdiklerini ifade ederek, şöyle devam etti:

”Atatürk Kent Ormanı, Erzincan Kent Ormanı, ağaçlandırma, erozyon, mera ve diğer hizmetleri bu açılış töreni ile Erzincan’a kazandırıyoruz.

Bugün burada, İl Özel İdaresi tarafından başlatılan KÖYDES kapsamındaki 35 milyon TL’lik yatırımları ve İller Bankası payından yapılan köy konaklarını siz Erzincanlı vatandaşlarımızın hizmetine sunuyoruz.

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğümüz eliyle yapılan, kapalı halı sahaları, çim sahaları ve kapalı olimpik yüzme havuzunu yine bu törenle hizmete alıyoruz.

Kültür ve Turizm Bakanlığımız tarafından yaptırılan Türk Telekom Refahiye Halk Kütüphanesinin, Telekom ve PTT eliyle yapılan Kuzey-Güney Ana Transmisyon Fiber Kablo Projesi ile PTT Başmüdürlük Hizmet Binası’nı sizlerin hizmetine sunuyoruz.

Erzincan Valiliğimiz tarafından yapılan Tek Adımda Hizmet Merkezi-Kent Güvenlik Bilgi Sistemi, MOBESE’nin açılışını da yine bugün yapıyoruz.”

-ERZİNCAN BELEDİYESİ YATIRIMLARI-

Erzincan Belediyesinin yatırım ve hizmetlerini de anlatan Erdoğan, Erzincan Belediyesi tarafından yapılan Saat Kulesi ve Aşıklar Caddesi Düzenlemesi, 4 belde ile ortak kanalizasyon şebekesi çalışmasının tamamlandığını ve bugün hizmete açtıklarını kaydetti.

Erdoğan, 28 yeni park, buz pisti, Çamlık Sosyal Tesisleri, Engelliler Parkı’nı da bugün resmi olarak Erzincanlılarla buluşturduklarını söyledi.

Bu eserlerin Erzincan’a hayırlı olmasını dilediğini ifade eden Erdoğan, yatırımları yapan Bakanlıklara, Valiliğe, Erzincan Belediyesine, TOKİ ile diğer kurum ve kuruluşlara, hayırseverlere ülke, millet ve Erzincanlılar adına şükranlarını sunduğunu kaydetti.

Haber 7

Başbakan Erdoğan, Erzincan’da

Pazar, Mart 6th, 2011

Başbakanlığa ait Ana uçağı ile 13.35 sıralarında Erzincan havaalanına inen Başbakan Erdoğan’ın Erzincan Valisi Abdulkadir Demir, Belediye Başkanı Yüksel Çakır, Emniyet Müdürü Mehmet Tüzel, AK Parti İl Başkanı Salih Eğinlioğlu, bürokratlar ve çok sayıda partili karşıladı.

Başbakan Erdoğan’a Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Çevre Bakanı Veysel Eroğlu da eşlik ediyor.

Başbakan Erdoğan uzun bir araç konvoyu ile havaalanından toplu açılış töreninin yapılacağı kent meydanına hareket etti. Başbakan Erdoğan burada 800 milyon Tl tutarındaki 50 yatırımın açılışını toplu olarak gerçekleştirecek.

 
 

İHA

Başbakan Erdoğan, Belçika Başbakan Yardımcısı’nı Kabul Etti

Pazartesi, Ağustos 9th, 2010

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Steven Vanackere’yi kabul etti.

Başbakanlık Yeni Bina’da, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından gerçekleştirilen kabul yaklaşık 1 saat sürdü.

(daha fazla…)

Türker: Başbakan İdam Cezasını Geri Getirmeyi mi Düşünüyor?

Pazartesi, Ağustos 9th, 2010

DSP Genel Başkanı Masum Türker, ”Başbakan 2001 yılında Anayasa’dan kaldırılmış olan idam cezasını geri mi getirmeyi düşünüyor ki kendisinin faaliyetlerinden dolayı kefen söyleme ihtiyacını hissediyor” dedi.

Türker, Bodrum Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasının açılışına katıldı. Türker, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, DSP olarak referandumda ”hayır” kampanyası yürüttüklerini ifade ederek, ”Mevcut anayasa değişikliğindeki yargıya yönelik, HSYK ve Anayasa Mahkemesi yapısının değişmesinden dolayı bu referandumda ‘hayır’ diyoruz” diye konuştu.

Aslında yapılacak değişikliklerde (daha fazla…)

Doğtaş’ın Patronu Doğan: Yatırımları Başbakan Erdoğan’ın Gezi Yaptığı Ülklere Kaydırdık

Pazartesi, Aralık 28th, 2009

Doğtaş Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın yurt dışı gezilerinde adeta pazarlamacı gibi davranmasının, Türk işadamlarına duyulan güveni arttırdığını söyledi.

Başbakan’ın yurt dışı gezilerine büyük önem verdiğini vurgulayan Doğan, son iki ayda dört ülkede çok önemli anlaşmalar yapıldığını kaydetti. Uçakta bütün işadamlarıyla tek tek selamlaşan Başbakan Erdoğan’ın, sektörüyle ilgili sıkıntısı olanları da sıkılmadan dinlediğini söyledi. Erdoğan’ın işadamlarına yurt dışında referans olmasının, yeni iş sahaları açılmasına büyük katkı sağladığını kaydeden (daha fazla…)

Başbakan Erdoğan: Diyarbakır Halkını Kimse Bir Yafta ile Yaftalayamaz

Pazartesi, Aralık 28th, 2009

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakırspor’un oynadığı bazı maçlarda tribünlerde yapılan tezahüratları hatırlatarak, statların küfür ve hakaretten arındırıldığı kadar ırkçı yaklaşımlardan da arındırılması gerektiğini söyledi. Stadyumların siyaset yapılacak yerler olmadığını vurgulayan Erdoğan, Diyarbakırspor’un bazı maçlarında yapılan ırkçı tezahüratlara değinerek, “Biz o yaşananları ayaklarımızın altına alalım, toprağa gömelim ve onları kurutalım.” ifadesini kullandı.

Levent’teki Mövenpick Otel’de düzenlenen ‘Diyarbakırspor’a Destek Gecesi’ne Başbakan Erdoğan’ın yanı sıra Tarım ve Köyişleri Bakanı M (daha fazla…)

Başbakan Erdoğan, Atatürk’ün Ankara’ya Gelişinin 90. Yıldönümü Dolasıyla Mesaj Yayımladı

Pazar, Aralık 27th, 2009

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 90. yıldönümü dolayısıyla mesaj yayımladı.

Erdoğan, Atatürk’ün gelişiyle Ankara’nın Kurtuluş Savaşı’nın yönetildiği, TBMM açılmasıyla da yeni kurulmakta olan hükümetin fiili başkenti olduğunu ifade etti.

Erdoğan, mesajında, 19 Mayıs 1919′da Samsun’da ilk adımı atılan Millî Mücadele’nin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Heyet-i Temsiliye üyeleriyle birlikte 27 Aralık 1919′da Ankara’ya gelişiyle bütün Anadolu’ya yayıldığına işaret ederek, “Bu tarihten itibaren Kurtuluş Savaşı’mızın yönetildiği Ankara, millî iradenin tecelligâhı (daha fazla…)


öpüşme oyunları - torrent - Formoline L112 - otomatik kepenk - eşya depolama